TARİHTEKİ YERİ

GÜVERCİNLERİNİN KÖKENİ VE GELİŞTİRİLMESİ

“Posta güvercini” kavramı oldukça geniş bir anlama gelmektedir. Çok eski dönemlerden beri çeşitli güvercin ırkları dünyada posta güvercini olarak kullanılmışlar ve adlandırılmışlardır. Günümüzde posta güvercini denildiğinde dünyada son 200 yıldır geliştirilmiş olan ve artık daha çok yarış amaçlı yetiştirilen güvercin ırkı akla gelmektedir. İngilizce’de “Homing Pigeons” adlandırması posta güvercini anlamına gelmektedir. Ancak daha çok yarış amaçlı yetiştirilen modern posta güvercinlerini tanımlamak içinse, “Racing Pigeons” kavramı kullanılmaktadır. Ülkemizde ise bu güvercinlere “Posta Güvercini” ya da “Postalı” denilmektedir. Bu ırkın gelişimi hakkındaki bilgiler kesin kanıtlara dayanmamakla birlikte, 1800’lü yılların başından itibaren Belçika’da geliştirildikleri bilinmektedir. O yıllarda Belçika’da bu ülkenin eski ırklarından biri olan “Smierel” adı ile bilinen güvercinler, posta güvercini olarak kullanılmaktaydılar. Smierel ırkı köken olarak Owl ırkı güvercinlerden gelmeydi. Posta güvercini yarışlarının yaygınlık kazanmasına bağlı olarak, bu ırk geliştirilmeye çalışıldı. Kökü Carrier ırkından gelen Dragon ırkı ve bazı taklacı ırklarla kırılarak ırka uzun uçuş özellikleri katılmaya çalışıldı. Bu çalışmalar sonrasında 1815–1825 yılları arasında geliştirilen yeni ırka “Antwerp Smierel” adı verildi. Antwerp ırkı daha başarılı sonuçlar almaya başlamıştı. Bunun üzerine Antwerp ırkının geliştirilebilmesi için çalışmalara başlandı. Antwerp ırkı 1850–1875 yılları arasında Runt ile Ortadoğu kökenli olan Carrier ve Bağdat ırkları ile kırıldı. Elde edilen yeni ırk daha da başarılı idi. Böylece 100 yıllık bir sürecin sonunda daha ideal bir posta güvercini ırkına ulaşılmış oldu. Bugün bilinen modern posta güvercini ırkı, 1900 yıllarının başından itibaren son şeklini almış oldu.

POSTA GÜVERCİNLERİNİN TARİHİ

Posta güvercinlerinin dünya üzerindeki geçmişi çok eskilere dayanmaktadır. Bu konudaki ilk kayıtlar M.Ö 1200 yıllarına kadar gitmektedir. Bu yıllarda Mısır’da güvercinlerden haberleşme amacı ile yararlanıldığı bilinmektedir. Yani günümüzden yaklaşık 3200 yıl kadar önce bu güvercinlerin ilk ataları yetiştirilmekteydi. Daha sonraki dönemlerde haberleşme amaçlı yetiştiricilik farklı ülkelere de yayılmıştır. M.Ö 300 yıllarında Çin’de güvercinlerle bütün ülkeyi kapsayan bir haberleşme ağı kurulmuştur. Özellikle savaş sırasında ki haberleşmelerde güvercinler önemli bir rol oynamışlardır. Cengiz Han’ın seferleri sırasında haberleşme amaçlı posta güvercin kullandığı bilinmektedir. Bağdat halifelerinin de güvercinlere çok değer verdiği bir gerçektir. Suriye’nin güçlü hükümdarı Nureddin (1146–1174) Mısır’da yıllarca çok iyi işleyen bir güvercin posta şebekesi kurmuş olması ile ünlüdür. Bu amaçla kullandığı güvercinlerin ayak ve gagalarını kendi şifreleri ile işaretlemiştir. Kullandığı güvercinler Irak’tan getirilen boyunları renkli ve benekli beyaz güvercinlerdi. Eski Yunan ve Roma’da da savaşlar sırasında güvercin kullanımı yaygındır. İslam öncesi Orta Asya’da bulunan Türk devletleri ile Büyük Selçuklu, Anadolu Selçuklu ve Osmanlılarda da güvercinler hem haberleşme hem de güzellikleri için yetiştirilmişlerdir. Anadolu’da Yapılan kalelerin bazılarında posta güvercinleri ile haberleşme amaçlı güvercinlikler inşa edilmiştir. Bunların güzel bir örneğini Adıyaman’da Memlük egemenliği döneminden kalma Yeni Kale’de görebiliriz. Son büyük savaşlar olan I. Ve II. dünya savaşlarında da güvercinlerden haberleşme amaçlı yararlanılmıştır. Hele telsiz ve telefon görüşmelerinin yapılamadığı anlarda posta güvercinleri çok işe yaramışlardır. Hatta savaş sonrası hizmetlerinden ötürü madalya verilmiş posta güvercinleri bile bulunmaktadır.

AVRUPA’DA GÜVERCİN POSTALARI

1900 lü yıllara gelindiğinde, Avrupa’da Posta güvercini kullanımı oldukça gelişmiş durumdadır. 1870-1871 yılları arasında bir yıllık süre içinde Avrupa’da posta güvercinleri ile taşınan posta sayısı, 115 bin resmi ve 1 milyon gayri resmi olmak üzere 1.115.000 kadardır. İlgililerin o yıllarda yaptığı bir hesaba göre, bir yıl içinde taşınan bu posta eğer kitap haline getirilmiş olsaydı 500 ciltlik bir kütüphane oluşturabilirdi. Bu kadar çok mektubun taşınabilmesinde Mösyö Drajon adlı bir kişinin geliştirdiği “Hardbin” yöntemin payı çok fazladır. Bu yöntemde güvercinlerle gönderilecek mektuplar fotoğraf tekniği kullanılarak 1/800.000 oranında küçültülebiliyordu. Bu yöntemle çekilen fotoğraflar, jelatin bir zar üzerine nakledildikten sonra, bu zar bükülerek, bizim şu an kullandığımız ilaç tüplerine benzer ağzı kapaklı alüminyumdan yapılma bir kap içine koyuluyordu. Bu küçük tüp ya güvercinin ayağına ya da kuyruk teleklerinin ortasındaki tüylerden birine bağlanıyordu. Eğer ayağa bağlanacaksa kuşun dengesini yitirmemesi için her ayağa birer tüp bağlanmaktaydı. Tüplerin bağlanması sırasında bal mumuna batırılmış ipler kullanılmaktaydı. Bu şekilde üzerine tüp bağlanan güvercinler uçuruluyordu. Güvercinler varması gereken yere ulaştıktan sonra, postanın okunabilmesi için, amonyaklı su içinde işleme tabi tutulması gerekiyordu. Bu sistem sayesinde gerçekten çok sayıda mektup aynı anda taşınabilmiştir.

CUMHURİYET YILLARINDA POSTA GÜVERCİNİ YETİŞTİRİCİLİĞİ

Osmanlı sonrası Cumhuriyetin ilk yıllarında da ordu içinde posta güvercinlerinin önemli bir yer tuttuğunu görüyoruz. Ülkemizde güvercinler konusunda yayınlanan ilk kitap 1925 tarihlidir. Bu kitap posta güvercinleri ile ilgili olup Osmanlıca’dır. Nuri Halil adlı bir yüzbaşımız tarafından yazılmış olan 48 sayfalık bu kitap, “Muhabere vasıtalarından güvercin usul-i talim ve terbiyesi” adını taşımaktadır. Bu kitaptan öğrendiğimize göre 1925 yıllarında ordu içinde bir takım düzenlemeler yapılmış olmakla birlikte, hala posta güvercinleri konusunda ciddi bir yapılanmanın olmadığını anlıyoruz. 1931 ve 1936 yılları arasında Cumhuriyet arşivi kataloglarında posta güvercini yetiştiriciliği ile ilgili çeşitli kayıtlar bulunmaktadır. Bu kayıtlardan o dönemde posta güvercini alış verişinin Rusya ile yapıldığı anlaşılmaktadır. Rusya’dan güvercin istasyonları, muhabere malzemeleri, güvercin maskeleri ve selloloit halka (Marka) alındığı bu kayıtlarda görülmektedir. 1936 yılına ait bir kayıtta 5000 adet selloloit halka sipariş edilmiş olması ordunun posta güvercini sayısı hakkında kısmen bir fikir vermektedir. 1938 ve 1953 yıları arasında Türk Ordusunda posta güvercini yetiştiriciliğinin daha da yaygınlaştığını konu ile ilgili bazı belgelerden anlamaktayız. Özellikle 2. Dünya savaşı yıllarında, savaş sırasında posta güvercini kullanımının dünyada yaygınlaştığı yıllarda ülkemizde de bu konuda bir hareketlenme yaşanmıştır. Emniyet Genel Müdürlüğü arşivinde bulunan bazı belge ve yazışma kayıtlarından anladığımıza göre 1954 yılı başında Türk Ordusunda posta güvercinlerinin muhabere (haberleşme) amaçlı kullanımına son verilmiştir. Günümüzde posta güvercini yetiştiriciliği daha çok sportif ve yarış amaçlı olarak yapılmaktadır. Posta güvercini yetiştiricileri dünyada çok ciddi ve büyük örgütsel donanıma sahiptirler. Dünyanın neredeyse her ülkesinde kulüpleri bulunmaktadır. Ülkemizdeki posta güvercini yetiştiricileri de son yıllarda hızla örgütlenmekte ve çeşitli dernek, kulüp gibi organizasyonlar altında toplanmakta ve yarışlar düzenlemektedirler.

CASUS VE PROPAGANDİST POSTA GÜVERCİNLERİ

Konu iletişim olduğunda işin içine başlangıçta tahmin edilemeyen bazı hususlarda katılabiliyor. Türkiye Cumhuriyeti yeni kurulduğu dönemlerden itibaren stratejik önemi nedeni ile çeşitli casusluk ve özellikle de 2. Dünya savaşı sonrası soğuk savaş yıllarında SSCB kaynaklı propaganda faaliyetlerinin etkisi altında kalmıştır. Bu faaliyetlerde bir çok araç kullanılmakla birlikte posta güvercinleri de kullanılmıştır. Emniyet Genel Müdürlüğü arşivleri incelendiğinde bu konuda bir çok şaşırtıcı belge ile karşılaşılmaktadır. Bu belgeler, Türkiye içinde bulunan ve yabancı ülkeler adına çalışan casuslara yurt dışından gönderilen haberlerden, sadece propaganda amacı ile gönderilen çeşitli mektup ve broşürlere kadar değişiklik göstermektedir. Posta güvercinleri ile sürdürülen bu tür faaliyetlerin saptanması üzerine, Türk yetkili makamları çeşitli önlemler alarak korunabilme yoluna gitmişlerdir. İlk alınan önlem ayağı halkalı her türlü kuşun sağ ve diri olarak bulunması halinde yetkili makamlara teslim edilmesi zorunluluğunun getirilmiş olmasıdır. 1938 yılında o dönemdeki adı Dahiliye Vekaleti olan İçişleri Bakanlığından bütün valiliklere gönderilen belgelerden bunu anlamaktayız. Bu zorunluluk sonraki yıllarda da bazı değişikliklerle birlikte devam etmiştir. Bu uygulamaya bağlı olarak ele geçen her türlü ayağı halkalı kuşun İçişleri bakanlığına ve posta güvercinlerinin de en yakın askeri garnizona teslim edilmeleri gerekmektedir. Bu uygulama Türk ordusunda kullanılan posta güvercinleri ile yabancı ülkelere ait posta güvercinlerini de içermektedir. (O yıllarda Türk ordusunda haberleşme amacı ile kullanılan posta güvercinlerinin ayağında alüminyum bir halka ve selloloit bir bilezik bulunmaktadır. Alüminyum halka üzerinde Türkiye Cumhuriyeti’nin simgesi olan T.C işareti ve kuşun numarası yazılıdır.) Bu uygulama ile casusluk faaliyetleri engellenmeye çalışılırken bazı bilimsel çalışmalar da istenmeden engellenir hale gelmiştir. Çünkü kuşların ayağına takılan halkalar sadece casusluk ve propaganda amaçlı değil, çoğunlukla bilimsel amaçlarla takılmaktadır. Bilimsel amaçlarla ve özellikle kuşların göç yolarının saptanabilmesi amacı ile yapılan halkalama çalışmaları sonucu, bugün kuşlar hakkında bir çok bilgi elde etmiş durumdayız. Uluslar arası ornitoloji (kuşbilim) birliklerinin aldığı kararlar gereği bu tür kuşların taşıdıkları numaraların ait oldukları istasyonlara bildirilmeleri gerekmektedir. Türk hükümetlerinin ilgili birliklerce uyarılması üzerine, ilk tedbir olarak bu konudaki haberlerin basına yansıması yasaklanmıştır. Böylelikle hem ülkemizin uluslar arası topluluklarda bilime destek olmayan görüntüsü kısmen engellenmek istenmiş hem de casusların bu bilgileri gazeteden öğrenmelerinin önüne geçilmeye çalışılmıştır. Çünkü gazete haberlerinde kuşun ayağında bulunan mesaj aynen yayınlanmaktaydı. Bu konuda Emniyet Müdürlüğü arşivinde, İçişleri Bakanlığı tarafından 1938 ile 1960 yılları arasında valiliklere gönderilmiş bir çok uyarı yazısı bulunmaktadır. Daha sonra haber taşıyan ayağı halkalı güvercinlerle bilimsel amaçlı halkalı kuşlar birbirinden ayrılma yoluna gidilmiştir. Bilimsel amaçlı kuşların Ankara Üniversitesi Fen Fakültesi Zooloji Enstitüsü Müdürlüğüne gönderilmesine karar verilmiştir. Bu konuda bakanlık ve üniversite arasında 1958 tarihli yazışma belgeleri mevcuttur. Üniversite daha sonra bunları biriktirip yıllık olarak yayınlama yoluna gitmiştir. Böylece bilimsel çalışmalara destek olunma yoluna gidilmiştir. Örneğin 1952 yılı ile 1953 yılları arasında ele geçirilen ayağı halkalı kuş sayısı 64 tanedir. İlgili üniversitenin 1961 yılında listelediği ayağı halkalı kuş sayısı ise 24 tanedir. Bu yıllarda ayağında bir posta muhafazası içinde yazılı bilgiler taşıyan bir çok posta güvercini çeşitli şekillerde ele geçirilmiştir. Emniyet Genel Müdürlüğü arşivlerinde bu konuda çeşitli belgeler bulunmaktadır. Ben burada konuyu fazla uzatmamak açısından bunlardan birkaç örnek aşağıya aktarmak istiyorum.

- 12 Kasım 1954, Kırklareli Vize ilçesi yakınlarında bulunan ölü bir posta güvercinin ayağından çıkan Bulgarca notun tercümesi: “BOEF bu güvercini salıyorum. Brodileşka patikasında 430.5 LOLO’ya söyle bize yemek bıraksın.”

- 17 Şubat 1944, Kars ili Sarıkamış ilçesi yakınlarında canlı olarak bulunan bir posta güvercininin ayağından çıkan Rusça notun tercümesi: “Haber veriyorum ki 3 parti gönderdim. İstikameti iyi tayin ediyorlar. Yumuşak ve hafif bir hava esiyordu. 12.95 kampı”

- 21 Temmuz 1938, Edirne’de ele geçirilen bir posta güvercininin ayağından çıkan Arapça notun tercümesi: “Onlar başları üzerinde uçuşan kuşları, kanatlarını açıp kaparken görmüyorlar mı? O kuşları havada tutan yalnız esirgeyen tanrıdır. O her şeyin iç yüzünü görür. Yoksa esirgeyen tanrıya karşı size yardım edecek askeriniz mi vardır? Siz kafirler ancak aldanmaktasınız. Şayet o rızkınızı tutacak olursa size rızkınızı kim verebilir? Hayır onlar boyun çekmekte ve haktan nefret etmekte ayak dirediler. 16.6.1938”

- 20 Mart 1939, Hatay’ın Kırıkhan ilçesinde yakalanan Fransızlara ait bir posta güvercininin ayağından çıkan Fransızca notun tercümesi: “14 3 1939 saat 22 –23 raddelerinde Meydanekbez’e 40 müsellah hücum ettiler. Müsellahlar 200 mermi endaht ettiler. Hasarat yoktur. Bir kadını sağ omzundan yaraladılar. Müsademeden evvel telefon hatları Meydanekbez’e 2 km. kala kesilmiştir...” Bu notun Kürt dağında harekat yapan Fransız birliklerinin kendi iç haberleşmesi olduğu belirlenmiştir.

 

YAVUZ İŞÇEN'e katkılarından dolayı teşekkür ederiz.
TGYB Arşivinden alınmıştır.

Yukarı